Adsız İnsanlık

Bilim Kurgu Türkiye'den Yükseliyor....

Babil Geni

 BABİL GENİ

.....................

"İnsanlar tek bir gezegende ortaya çıkıp konuşmayı öğrendikleri andan itibaren birbirleri ile iletişimlerini sağlayacak ortak bir dil oluşturmaya çalıştılar. Bunun sonucunda da, belli coğrafik ve kültürel bölgelerde değişik diller ortaya çıktı. Bazılarının kuralları birbirine benziyordu, bazıları ise kendine özgüydü. Zaman içinde, teknolojinin ve iletişimin gelişmesi, toplumlar arasındaki geçişkenliğin artması gibi etkenlerle birlikte, diller birbirlerinden etkilenmeye başladılar. Bu diller hem zaman boyunca kendi içinde yaşayan bir organizma gibi değiştiler, hem de diğer diller ile etkileşime girdiler. Bazıları öldü, bazıları zenginleşti. Sonuçta, Dünya üzerinde birbirinden farklı olan binlerce dil ortaya çıktı. Yaygın olarak kullanılan birkaç tane dil vardı; ama herkesin bu dillerden birini bilmesi söz konusu değildi. Yani, birbirleriyle konuşamayan insanların var olduğu bir durum mevcuttu. Bu dönemde diller arasında tercümeler yapılıyordu; ama bunlar uzun süren ve anında iletişimi sağlamayan, meşakkatli süreçlerdi. Kullandığı dil yaygın olmadığı için sesini insanlık içinde duyuramayan insanlar söz konusuydu. Bu nedenle fikirler daha doğmadan öldü, kültürler kayboldu. Büyük potansiyeli olan insanlar arası etkileşim, dar sınırlar ve kalıplar içerisinde kaldı.

 

"Babil Geni, bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak amacıyla geliştirildi. Bildiğiniz üzere insanlığın genetik yapısında yapılacak değişiklikler, sıkı bir denetleme ve merkezi onay mekanizmasına tabidir. Ancak insanlığın genelinin iyiliğine somut katkı sağlayacağına kesin olarak karar verilen değişikliklere izin verilir. İzin verilmekle de kalınmaz, bu değişikliklerin herhangi bir eşitsizliğe yol açmadan bütün insanlığı kapsayacak şekilde yapılması sağlanır. Tarih boyunca bu şekilde yapılmış genetik değişikliklerin sayısı sınırlıdır. Bazıları ünlüdür ve hemen herkes tarafından bilinir. Hormonsal düzenleyici, vücut saati gibi… Bazıları ise daha teknik ayrıntıları içerir ve çok kişi tarafından bilinmez. Eskiden ölümcül olan, hatta tarihte yüz milyonlarca insanın ölümüne neden olan bazı hastalıklara karşı vücuda bağışıklık kazandıran zenginleştirmeler gibi… Ama bu genetik değişikliklerin ortak özelliği, her birinin, birkaç küçük başarısızlık dışında, kalıcı olmasıdır. İnsanlığın ortak genetik yapısında yapılan değişiklerle ortaya çıkmışlardır ve değişiklikten sonraki nesillere aktarılarak devam etmişlerdir. Her  birimizin kalıcı birer parçası haline gelmişlerdir. Tarihimizin akışında da kalıcı etkilere sahip olmuşlardır.

 

"Babil Geni, bildiğiniz gibi insanlığın kullandığı değişik diller, lehçeler ve aksanlar arasında anında iletişimi mümkün kılmıştır. Onun sayesinde her birimiz, kendimizi en iyi ve en rahat şekilde ifade ettiğimizi düşündüğümüz dili kullanabiliyoruz. Sadece biz değil, karşımızdaki kişi de kendi tercih ettiği dili kullanabiliyor. Babil Geni’nin sayesinde karşımızdakinin söylediği şeyi net bir şekilde anlayabiliyoruz. Bizim söylediklerimiz de aynı şekilde anlaşılabiliyor. Daha önce öğrenmediğimiz, gramerine, dilbilgisine, deyimlerine ve diğer özelliklerine aşina olmadığımız yabancı bir dili duyuyoruz ve söylenen şeyi anında anlayabiliyoruz. Bu bizim için doğal bir süreç olarak işliyor, çünkü Babil Geni başarılı oldu ve biz hep bununla yaşadık. Artık herkes diğerleriyle istediği zaman, anında iletişime girebiliyor. Dil engeli yüzünden harcanan potansiyeller söz konusu değil artık. Dikkat ederseniz, şu anda kendi aramızda da farklı diller kullandığımızın farkına varabilirsiniz.

 

"Hala yaygın ve popüler olan diller var tabii. Babil Geni’nin mutlak başarısına rağmen, yine de aynı dili kullanmanın avantajlı olduğuna inananların varlığı nedeniyle, daha çok tercih edilen diller mevcut. Ama bu temel gerçeği değiştirmiyor. Artık konuştuğunuz dil değil, söylediğiniz şeyin içeriği önemli.

 

"Babil Geni’nin ismi, üzerinde çalıştığınız dini metinlerde yer alan, Babil adında tarihi bir ülke/şehir hakkındaki bir hikâyeden kaynaklanıyor. Sizlerden, bir sonraki toplantımıza kadar bu hikâye ve insanlığın Babil Geni sayesinde geçirdiği değişim hakkında bir karşılaştırma hazırlamanızı bekliyorum.

 

"Babil Geni’nin kültürümüz üzerindeki bir yan etkisi, isimler üzerinde olmuştur. Bu da bugün değineceğim ikinci konuyu oluşturuyor.

 

"Genetik değişiklik sayesinde artık birbirimizi zorlanmadan anlayabilmeye başladık ve kültürel bariyerler bu sayede erimeye, dağılmaya ve yeniden şekillenmeye başladı. Bu bariyerler sayesinde var olan milliyetçilik gibi kavramlar eski anlamlarını kaybederek yeniden tanımlandı. Bu ortamda sabit kalan tek şey kullandığımız isimlerdi. İsimler, daha doğrusu özel isimler tercümeden muaftır. Gezegenler, diğer gök cisimleri, yönetim birimleri ve insanların kullandığı özel isimler kullanılmaya devam etti. Tabii, bir özel ismin orijinal dilinde taşıdığı anlam kültürel ve tarihi olarak daha farklı ve zengin olabilir. Babil Geni’nde yapılan bir ince ayar sayesinde, bu anlamların da genel olarak karşıdaki tarafından anlaşılabilmesine imkân sağlandı.

 

"Bu değişikliğin ve diğer kültürel süreçlerin etkisiyle, kullandığımız isimler çeşitlilik kazandı. Değişik dillerden ve kaynaklardan etkilenerek birbirini değiştirmeye başladı. Aynı zamanda, eskiye oranla daha kısaldı ve basitleşti. Artık kimse yeni bir ismi öğrenmek için vakit kaybetmek istemiyor. Bu nedenle, daha kısa ve basit isimleri tercih etmeye başladık. Bizi tanıyanlar, çoğunlukla tek kelimeden ibaret olan bu isimlerimizi biliyor. Çoğumuzun resmi kayıtlarda yer alan ikinci, üçüncü veya daha fazla isimleri var; fakat bunları kullanmadığımız için bizler bile unutmuş durumdayız. Bu fazladan isimler kayıtların kesinliği ve tutarlılığını sağlamak için, bizi başka insanlardan ayıran diğer bilgilerimizle birlikte tutuluyor. Eğer bulunduğumuz ortamda, yakın çevremizde bizimle aynı ismi taşıyan başkaları varsa, o zaman bunları kullanabiliyoruz. Kaçıncı ismimizi kullanacağımız tamamen bize kalmış bir karar. Antik anlamıyla soyadını kullanmayı tercih edenler de mevcut.

 

"İsimlerin anlamları ve tarihsel gelişimleri, değişimleri çok uzun bir konudur. Yüksek öğrenimde sadece bunun üzerinde ihtisaslaşan bölümler mevcut. Ben de bu konuda çok ders verdim. Örneğin, aramızda Redon’dan gelen var mı?”

 

Gülüşmeler oldu. Redon’un zevk ve safahata düşkün, zenginlik içinde yaşayan, dışarıya kapalı küçük bir gezegen olduğunu bilmeyen yoktu. Redon hakkında popüler pek çok espri ve fıkra vardı.

 

Tanum devam etti: “Bunu ‘hayır’ cevabı olarak kabul ediyorum. Redon ismi, ‘yeniden’ anlamına gelen ‘re-’ öneki ile ‘Hedon’ isminin birleşiminden doğmuştur. Hedon’un anlamını araştırmayı da yine size bırakıyorum.”

...............


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret56863
Saat